|
ELLI DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ZULMÜ NEHYETMEK
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki;
«—Zulmedenler yakinda hangi tarafa varacaklarini
anlayacaklardir
(Suara Süres-i Celilesi; 227).
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Zulüm, Kiyamet Günü karanliklaridir.»
Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Haksizlik ile bir karis topragi ele
geçirenin, Allah (C.C) Kiyamet Günü boynuna yedi
kat yeri geçirir.»
Bir kitapta yazdigina göre ulu Allah (C.C):
«Benden baska yardimcisi olmayan kimseye
zulmedene gazabim pek çetindir» buyuruyor.
Sâir ne güzel söylemistir:
«Güçlü iken zulmetme.
Çünkü zûlmun sonu pismanliga döner.
Gözlerin uyur, fakat mazlum uyaniktir.
Hep beddua eder sana, Allâh (C.C)'in gözleri de
uyaniktir.»
Diger bir sâir de ayni konuda söyle der:
«Zâlim yeryüzünü binek hayvanina çignetip.
Kötülük kazanmada gemiyi iyice aziya takinca.
Onu zamanin gelismelerine birak.
Cünki bu gelismeler onun karsisina hesabinda
olmayan seyler çikarir.»
Setefden bir zat, «Düskünlere zulmedip de
güçlülerin kötülerinden olma» demistir.
Ebû Hureyre (R.A.) der ki; «Toy kusu. her hangi
bir zâlimin zulmünden duydugu korkudan yuvasinda
ölür.»
Söylendigine göre Tevrat'da söyle yazilidir.
«Kiyamet Günü, Sirat köprüsünün arkasindan söyle
bir ses gelir:
«Ey azgin zorbalar, ey gemi aziya takmis
eskiyalar! Allah izzeti hakki için yemin eder
ki, bu gün su köprüyü hiç bir zâlimin zulmü
asmayacaktir.»
Sahâbelerden Câbir (R.A.) der ki.
«Habesistan'dan dönünce Peygaber (s.a.v)´imiz
bize Habesistanda gördügünüz en sasirtici olayi
bana anlatir misiniz» dedi.
Kuteybe'nin beyanina göre bu göçmenlerden biri
olan Hz. Ali (K.V.) söyle konustu:
«— Ya Rasûlallah (s.a.v), bir gün hep birlikte
birarada oturuyorken önümüzden oranin yerlisi
olan yasli bir kadin geçti. Basinda bir su
testisi vardi ve yerli bir delikanli ile
karsilasdi.
Delikanli bir eli ile kadini ensesinden tutarak
itti, kadin dizüstü yere kapaklandi ve testisi
kirildi.
Kalkinca delikanliya dönerek «Ey zâlim Allah
(C.C) Kürsî'yi kurup gelmis geçmis herkesi
toplayinca, eller ve ayaklar dile gelerek
islediklerini bir bir anlatacaklar, yarin O'nun
huzurunda aramizdaki dava ne olacak, göreceksin»
dedi.
Bunun üzerine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyurdu
ki:
«— Allah zayifin hakkini güçlüden almayan bir
toplulugu temize çikarir mi hiç?»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Ulu Allah (C.C) su bes kisiye gazab eder,
dilerse gazabini dünyada yürürlüge koyar,
dilerse âhirette onlari cehenneme atar. Bu bes
kisi sunlardir:
1 — idare ettiklerinden hakkim aldigi halde
ontara karsi insafli davranmayan ve ugradiklari
haksizliga engel otmayan devlet Baskani.
2 — Idare ettikleri kendisine bagli kaldigi
halde, güçlüler ile zayiflarin arasini bulmayan
ve arzusu uyarinca konusan yetkili.
3 — Ailesine, çoluk - çocuguna Allah (C.C)'a
ibâdet etmeyi telkin etmeyen ve onlara dinleri
hakkinda gereken bilgileri ögretmeyen kimse,
4 — Çalistirdigi isçiye hakettigi ücreti
vermeyen kimse.
5 — Mehri konusunda karisina haksizlik eden
erkek.»
Abdullah Ibni Selâm (R.A.) der ki; «Ulu Allah
(C.C) insanlari yaratip ayaklari üzerine
dogrulduklari zaman baslarini Allah (C.C)'a
kaldirarak «Yâ Rabb'i, sen kim ilesin» diye
sordular. Ulu Allah (C.C) da: «Hakki verilinceye
kadar mazlumun yanindayim» buyurdu.
Veheb Ibni Munebbih (R.A.) der kî: «Zorbanin
biri bir kösk yapar, etrafina sûr çeker. Bu
arada yasli bir kadin gelerek köskün yakininda
barinabilecegi bir küçük kulübe kurar.
Bir gün zorba atina binerek gelir, köskün
çevresini gezer. Bu arada yasli kadinin kulübesi
gözüne ilisir. «Bu kimindir» diye sorar,
kendisine kulübenin yasli ve yoksul bir kadinin
barinagi oldugu söylenir.
Zorbanin emri ile kulübe derhal yikilir, kadin
gelince kulübesinin yikildigini görür. «Kulübemi
kim yikti» diye sorar, kendisine «Kral onu
görünce yiktirdi» diye cevap verilir.
Bunun üzerine kadin basini göge kaldirarak der
ki, «Yâ Rabb'i, ben burada yoktum, peki sen
neredeydin?!»
Bunun üzerine Ulu Allah (C.C) Cebrail (A.S)'e:
"içindekiler ile birlikte köskün altini üste
getirmesini emreder". Cebrail (A.S) de aldigi
emri derhal yerine getirir.»
Söylendigine göre Bermekilerin ileri
gelenlerinden biri oglu ile birlikte zindana
atilinca ogul babaya, «Babacigim, onca
saltanattan sonra zincire vurulduk, zindana
düstük» der. Babasi ogluna, «Yavrum, mazlumun
bedduasi geceleri yürüdü, biz farkinda olmadik
ama Allah (C.C)'in gözünden kaçmadi» der.
Yezid Ibni Hakim (R.A.) der ki:
"Zulmettigim kimse kadar hiç kimseden korkmus
degilim. Cünki o bana Allâh (C.C) yeter. Allâh
(C.C) seninle benim aramizdadir der. Halbuki ben
onun destekçisi yalniz Ulu Allâh (C.C) oldugunu
bilirim."
Ebû UmAme (R.A) der ki;
«Zâlim Kiyamet Günü Sirat köprüsüne varinca
mazlum önüne çikarak yaptigi haksizligi
kendisine hatirlatir. Böylece zâlimler
ellerindeki iyi amelleri vermeden mazlumlarin
ellerinden yakalarini kurtaramazlar. Eger iyi
amelleri yoksa zulümleri kadar günah
mazlumlardan alinarak yüklenir, böylece
cehennemin en alt katina gönderilirler.»
Abdullah Ibni Ünes (R.A.) der ki; «Ben Peygamber
(s.a.v)'imizi söyle buyururken isittim:
"Insanlar Kiyamet Günü çirilçiplak, yalin ayak
ve sünnetsiz olarak meydana toplanirlar. Uzaktan
ve yakindan ayni ayarda duyulan bir ses tonu ile
onlara söyle seslenilir:
"Hesaplasmanin mutlak hâkimi benim.
Cennetliklerden hiç birinin kendisinden bir
fiske veya daha büyük bir zülüm görmüs bir
cehennemlik hak isterken cennete girmemesi
gerekir. Üzerinde bir fiske kadar veya daha
büyük bir haksizlik bulunan hiç bir
cehennemligin de zulmünün hesabini vermeden
cehenneme girmemesi gerekir." Rabb'in hiç
kimseye zulmetmez."
Biz «Yâ Rasûlallah (s.a.v), bizler çirilçiplak,
yalin ayak ve sünnetsiz olarak biraraya
getirilecegimize göre bu hak alis - verisi nasil
olacak» diye sorduk.
Peygamber (s.a.v)'imiz: «Tam ceza olarak
iyilikler ve kötülüklerle hesaplasacaksiniz.
Rabb'in hiç kimseye zulmetmez» diye cevap verdi.
Peygamber'imiz (S.A.S) buyuruyor ki:
«— Kim haksiz yere baskasina bir kamçi vurursa,
Kiyamet Günü karsiligi olan cezaya çarpilir»
Söylendigine göre Pers hükümdarlarindan biri
oglunu okutup yetistirmek üzere bir muallim
tutar. Sahzade terbiye ve fazilet yönünden
beklenen amaca ulasinca muallim bir gün onu
karsisina alir. Kabahatsiz, sebepsiz yere aci
bir sekilde döver. Sahzade muallime karsi kin
baglar.
Babasi ötüp tahta kendisi geçince muallimi
huzuruna çagirarak ona; «Falan gün beni
kabahatsiz ve sebepsiz yere agir bir sekilde
dövmenin sebebi ne idi?» diye sorcr.
Muallim ona su cevabi verir, «Ey Pâdisâh, bilmis
ol ki fazilet ve terbiye yönünden arzulanan
seviyeye ulasinca babandan sonra tahta
çikacagini anlamistim. Bu yüzden hic kimseye
zülmetmeyesin diye sana dayagin ve zulmün
acisini tattirmak istedim.»
Bunun üzerine Padisah ona: Allah (C.C) hayrini
versin demis, sonra kendisine bahsis verilmesini
emrederek birakmistir. |