|
KIRK ALTINCI BÖLÜM
ILM-ÜL YAKIN. AYN'EL YAKIN VE ARZ GÜNÜ SUAL
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Hayir, hayir. Kesinliklee bir bilmis olsaniz."
(Tekasür Sure-i Celilesi: 5)
Yani Kiyametin içyüzünü kesinlikle bilseniz,
sayi çoklugu ile böbürlenmeden vazgeçer, size
yarayacak davranislar islerdiniz. Zararli
davranislardan sakinirdiniz. Ve Kiyamet Günü
varlikla sayi çoklugu üe övünmenin hic bir
faydasi olmadigini Peygamberler gibi kesinlikle
bilseniz varlikla ve sayi çoklugu ile
böbürlenmezdiniz. Diyenler olmustur.
«Mutlaka cehennemi göreceksiniz»
(Tekasür Sure-i Celilesi: 6).
Ulu Allah (C.C.) yemin ediyor ki.
Kiyamet Günü atesi ve onun siddetini kendi
gözününzle göreceksiniz ve
«Sonra da onu (cehennemi) mutlaka kesin müsahede
ile göreceksiniz»
(Tekasür Sure-i Celilesi: 7)
Yani cehennemi, hic bir süpheye yer birakmayacak
sekilde gözleriniz ile görecek, müsahede
edeceksiniz.
Acaba «ilm-ül Yakin {kesin bilgi» ile «ayn-el
Yakin (kesin müsahede)» arasinda ne fark vardir?
denilirse söyle cevap verilmistir.
«Ilm-ül Yakin» da meleklerin bilgisidir. Cünki
onlar cenneti, cehennemi. Levhi, kalemi, Ars'i,
Kürsi'yi acikca müsahede ediyorlar, o yüzden bu
sayilan konular hakkinda onlarin bilgisi «ayn-el
yakin» oluyor.
Bu konuda söyle de diyebilirsin «Ilm-ül Yakin»
yasayanlarin ölüm ve mezarlari hakkindaki
bilgisidir. Cünki onlar ölülerin kabirlerde
olduklani bilirler, ama durumlarinin nice
oldugunu bilmezler. Ayn-el Yakin» da ölüm ve
kabirler hakkinda bizzat öiülerin bilgisidir.
Çünki gerek bir cennet bahçesi olarak ve gerekse
bir cehennem çukuru olarak kabirleri yakindan
müsahede etmislerdir. Söyle de düsünülebilir. «ilm-ül
Yakin» Kiyamet hakkinda dünyada iken edinilen
bilgidir. Ayn-el Yakin» da bütün korkunçluklari
ile Kiyameti müsahede etmektir.
Yahud da söyle denebilir. «ilm-ül Yakin» cennet
ve cehennem hakkinda edinilen ön bilgidir. Ayn-el
Yakin» da cennet ve cehennemi dogrudan dogruya
görmektir.
«Sonra o gün mutlaka nimetlerden sorguya
çekileceksiniz»
(Tekasür Sure-i Celilesi: 8)
Âyetinden murat: Kiyamet gününde dünya
nimetlerinden mutlaka sorulacaksiniz, bunlar
beden, kulak, göz ile kazançlar, yiyecekler,
içecekler ve saire olup bunlarin sükrünü
yaradanlarina eda ettiniz mi ona sükrenda mi
bulundunuz, küfrani nimette mi diye
sorulacaklardir demektir.
Ibni Ebû Hatim ve Ibni Merduye, Zeyd Ibni
Eslem'den o da babasindan (Allah hepsinden razi
olsun) rivayet ettigine göre Peygamber
(S.A.V)'imiz «Elhakümü» (Tekasür Suresi)
sûresini okuyarak su sekilde yorumlamistir.
«Sizi sayi çoklugu ile böbürlenmek sasirtti,
(ibadetten alakoydu).» Hatta «Mezarlari bile
ziyaret ettiniz bundan murat size ölüm gelinciye
kadar» demektir.
«Hayir, hayir ögreneceksiniz.» (Yani
kabirlerimize girerseniz), ögrenebilirsiniz.
«Sonra yine hayir hayir ögreneceksiniz» Bu
âyette buyuruyor ki (kabirlerinizden çikip
Mahsere varirsaniz)» anlayacaksin.
«Hayir hayir ilmi yakinde bir bilseniz»
buyuruyor ki (Rabb'imizin huzurunda amellerinize
vakif olsaniz).
«Mutlaka Cahim'i göreceksiniz» Bunun sebebi: (Cünki
sirat cehennemin ortasindan geçecekdir. Kimi
geçip kurtularak kimi böbürlenerek kurtulacak
kimi de cehennem atesine düsecektir.»
«Sonra o gün mutlaka nimetlerden sorguya
çekileceksiniz» (yani karninizin doymasindan,
soguk sulardan evlerin sagladigi gölgelerden
yaratilistaki dengeden ve uykunun verdigi
lezzetten sorguya cekileceksiniz)»
Hz. Ali (K.V.) der ki; «Dünya nimetinden maksat,
vucud sagligidir. Bugday ekmegi yiyen, soguk
Firat suyundan içen ve oturulabilir bir evi olan
kimsenin bu varliklari, sorusturma konusu olacak
olan nimetlerdir.»
Ebû Kilâbe'nin (R.A.) rivayet ettigine göre
«sonra o gün mutlaka nimetleri hakkinda hesaba
çekileceksiniz.» Mealindeki âyet inince
Peygamber (S.A.V)´imiz:
«âyetin kasdettigi kimseler ümmetinin içinden
yag ile bali karistirip yiyenlerdir» diye
buyurmustur.
ikrime'nin (R.A.) rivayet ettigine göre «Yukardaki
âyet inince sahabiler «Yâ Rasûlallah (S.A.V),
bizi hangi nimetin içindeyiz biz ancak arpa
ekmegi ile karnimizi ancak yarim yamalak
doyurabiliyoruz» dediler.
Bunun üzerine ulu Allâh, Peygamber'ine bilirdi
ki: «Onlara söyle: Ayaginda nalin giymiyor
musunuz, soguk sular içmiyor musunuz? Iste
bunlar birer nimettir.
Tirmizi ve diger ana hadis kaynaklarina göre
«et-tekâsür» süresi inip Peygamber (S.A.V)'imiz
de onu: «O gün mutlaka nimetlerden sorguya
çekileceksiniz» Mealindeki sonuncu âyetine
kadar okuyunca, sahabiler: «Rasûlallah (S.A.V)!
Biz hangi nimetten sorguya çekilecegiz ki?
Elimizde ki ancak kara renkli yani su ve hurma
var. Kiliçlarimiz boyunlarimizda ve düsman
yanibasimizda. Buna göre hangi nimetten sorguya
çekilecegiz ki?» derler.
Peygamber (S.A.V)´imiz de onlara: "Bu ilçede
olacaktir" diye cevap verir.
Ebû Hûreyre'nin (R.A.) rivayet ettigine göre
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Kiyamet günü, kulun dünya nimetlerinden ilk
sorguya çekilmesi kendinin biz sana vücud
sagligi vermedik mi, seni soguk suya kandirmadik
mi» denilmek suretiyle olacaktir."
Müslim ve baskalarinin rivayetine göre Ebû
Hureyre (R.A.) der ki.«Peygamber (S.A.V)'imiz
bir gün evinden çikmis, yolda yürürken Ebû Bekr
(R.A) ve Ömer (R. Anhuma) ile çarsilasmis.
Onlara:
«Bu saatte niye evlerinizden çiktiniz?» diye
sormus. Onlar da: «Yâ Rasülallah (S.A.V) açiktik
da ondan.» diye cevap vermisler.
Peygamber (S.A.V)´imiz de onlara:
«nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin
ederek söylüyorum ki, ben de o yüzden sokaga
çiktim. Haydi kalkin bakalim» buyurmus.
Her ikisi de O'nunla birlikte kalkip yola
koyulmuslar. Ensar'dan bir sahâbînin evine
varmislar, adam evde yoktur. Evin kadini
Peygamber (S.A.S.)'imizi görünce «hos geldiniz,
buyurunuz» demis.
Peygamber (S.A.S.)'imiz «Filân nerede» diye ev
sahibi Ensâriyi sorar.
Kadin: «Bize içecek su aramaya çikti» der. O
sirada adam da çika gelir.
Peygamber (S.A.S.)'imiz ile arkadaslarini
görünce: «Elhamdülillah, bu gün ne kiymetli
misafirler buldum» der.
Derhal kosarak onlara karisik hurma dolu bir
çanak getirir. «Bundan yiyedurun» der ve eline
biçagi alir.
Peygamber (S.A.S.)'imiz ona sakin süt veren
koyun kesme» der.
Adam onlara koyun keser. Hem koyunun etinden ve
hem de o karisik hurmalardan yerler, içerler.
Karinlari doyup soguk suya da kaninca Peygamber
(S.A.S.)'imiz, Ebû Bekir ile Ömer'e:
«nefsimi kudret elimde tutan Allah'a yemin
ederek söylüyorum ki. Kiyamet Günü bu nimetten
dolayi hesaba çekileceksiniz» buyurur. |