|
OTUZYEDINCI BÖLÜM
MAHLÜKAT ARASINDA VERILECEK HÜKÜM
Sahabilerden Ebû Hureyre'den (R.A.) rivayet
edildigine göre, Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle
buyuruyor:
«Müflis, kimdir, bilir misiniz?» Biz «Aramizda
müflis, parasi, pulu ve mali kalmamis kimsedir
yâ Rasûlallah diye cevap verdik. Bunun üzerine
Peygamber (S.A.V)´imiz söyle buyurdu.
"Ümmetimin asil müflisi. Kiyamet Günü Allah (CC)'in
huzuruna namaz, oruç ve zekât ile geldigi halde
falana küfrettigi, filâna iftira ettigi,
berikinin malini yedigi, ötekinin kanini döktügü,
bir baskasini dövdügü ortaya çiktigi için
yaptigi iyiliklerin bir kismi falan, öbür kismi
filâna verilen ve borçlari karsilanmadan iyiligi
bittigi takdirde hak sahiplerinin günahlari
kendisine devredilerek böylelikle cehenneme
atilan kimsedir."
Böyle bir hesaplasma gününde basina gelecekleri
söyle bir düsün. Çünki riyadan ve seytanin öbür
tuzaklarindan kurtulmus bir iyiligin pek yok.
Buna ragmen uzun bir süre içinde seytan
tuzaklarindan ve riyadan kurtanlabilmis bir
iyiligin sahibi olursan onun basina da haksizlik
ettigin kimseler üsüsür ve onu hemencecik
elinden alirlar.
Kendini dogru yoldan ayirmayarak devamli olarak
gündüz oruç tutsan ve geceleri de namaz kilsan
bile hemen hemen her gün bütün iyi amellerini
silip götürecek kadar dedikodu yaptigini
görürsün. Yedigin haramin, harami helâl mi
oldugu kesinlesmemis davranislarin ve
ibadetlerdeki kusurlarin ne olacak? Boynuzsuz
hayvandan hak alinarak boynuzluya verilecek olan
ince hesap günü haksizliktan kurtulmayi nasil
umabilirsin?
Sahabilerden Ebû Zerr (R.A.) der ki; «Bir gün
Peygamber (S.A.V)'imiz boynuz boynuza dögüsen
iki koç gözüne ilisti. Bana dönerek:
«Yâ Ebû Zerr, su koçlarin ne üzerine
boynuzlastiklarini biliyor musun?» diye sordu.
Ben O'na «hayir, bilmiyorum» diye cevap verdim.
O bana dedi ki. «Fakat Allah (CC) bu kavganin
sebebini biliyor ve Kiyamet Günü aralarinda
hüküm verecektir.»
Ebû Hureyre (R.A.):
«Yeryüzünde kimildayan bütün canlilar ve ucan
bütün kuslar sizin gibi birer ümmettirler.» (En'am
Sûre-i Celilesi. 38) mealindeki âyet hakkinda
söyle der:
"Hayvanlar ve kuslar da dahil olmak üzere bütün
canlilar Kiyamet Günü yeniden diriltilerek
biraraya toplanir ve boynuzsuz koyunun hakkini
boynuzlu koyundan alacak derecedeki hassas ilâhî
adalet bütün canlilara uygulanir. Bundan sonra
Allah (CC) hayvanlara ve kuslara "simdi toprak
olun" diye emir buyurur.
Iste o sirada önlerindeki azabi apacik gören
kâfirler: «keske ben de toprak olaydim.»
diyeceklerdir.
Behey zavalli, o gün al eline defterinin uzun
yorgunluklar pahasina islemis oldugun iyilikler
sayfasini bos görüp «nerede benin yapmis oldugum
iyilikler» diye sorunca «onlar haksizlik
ettiklerin kimselerin defterlerine nakledildi»,
cevabini alinca ve bir ömür boyu nefsinin
arzularina karsi direnerek kaçindigin günahlar
ile amel defterinin kötülük sayfalarini dopdolu
görüp:
«Yâ Rabb'i, bunlar benim hiç islemedigim
kötülüklerdir» deyince.
«Bunlar dedi -(kodusunu yaptigin, küfrettigin,
haklarinda kötülük kurdugun alis - veriste,
komsulukta, karsilikli konusurken, tartisirken,
ders çalisirken, ilmî arastirma yaparken veya
baska her hangi bir ortak münasebet esnasinda
aldattigin, hakkini yedigin kimselerin
günahlaridir» diye cevap alinca halin ne olacak!
Ibni Mes'ûd'un (R.A.) rivayet ettigine göre
PeyGamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Seytan, Islâm âleminde puta taptirmaktan
ümidini kesmistir. Fakat daha hafif düsüklüklere
düsmenizi yeterli görecektir ki, onlar da
zulümlerdir. Buna göre elinizden geldigi kadar
zulümden sakininiz."
Çünki kul. Kiyamet Günü dag kadar ibadet ile
Allah (CC)'in huzuruna varir ve bu ibâdetlerin
kendisini cehennemlik olmaktan kurtarmaya
yeterli oldugunu, fakat orada biri cikagelerek «yâ
Rabb'i, bu adam bana karsi faian haksizligi
isledi» deyince Ailâh (CC) da : «O halde ondan
su iyiligi sil» diye buyurur. Böyle böyle
defteri silinerek sonunda hiç bir iyiligi
kalmaz.
Bu durum suna benzer. Bir yolcu kafilesi düsünün,
kiraç bir yerde konaklamislar, yanlarin da
yakacek bir seyleri yok. Fakat yolcular dört bir
yana dagilarak odun toplamislar ve çok geçmeden
biraraya gelince ortaya bir yigin odun çikarak
ates yakmislar. Iste günahlarin birikmesi de
böyle olur.»
«Sen de onlar da öleceksiniz. Sonra hepiniz
Kiyamet Günü aranizdaki davalar ile ilgili
olarak durusmaya çikacaksiniz» (Zümer Sûre-i
Celilesi. 30—31) , mealindeki âyetin indigi
zaman sahâbilerden Zübeyr (R.A.):
«Yâ Rasûlellah, biribirimizi ilgilendiren
günahlar yeniden dâva konusu mu edilecek?» diye
sordu Peygamberimiz (S.A.S.) ona:
«tabii, her hakliya hakki geri verilmek üzere
aranizdaki meseleler yeniden dâva konusu
edilecek» diye cevap verdi. Bunun üzerine Zübeyr
«vallahi, çok çetin is» dedi.
Sen de yanlis atilan bir tek adima bile göz
yumulmayan, haksiz yere atilan bir tek tokata
veya söylenen bir kelimelik söze bile müsamaha
gösterilmeyerek mazlumun hakki zalimden alinan
günün önemini iyi kavra.
Sahâbilerden Hz. Enes (R.A.) der ki, bir gün
Peygamber (S.A.V)´imizin söyle dedigini duydum.
«Allah (CC) bütün insanlari çirilçiplak ve
topraga bulasmis halde yeniden dirilterek
Mahser'de toplar. Sonra hem yakindan va hem de
uzaktan duyulan bir ses ile söyle seslenir:
«— Ben hem sultan hem de hâkimim! Cennetlik bir
kimse, üzerinde cehennemlik birinin hakki varsa,
bu hak cehennemlige verilmeden kendisi cennete
giremez. Buna karsilik cehennemlik birinde
cennetlik birinin hakki varsa, ben de bu hakki
cehennemlikten alip cennetlige vermedikçe o
cehenneme girmez. Bu haksizlik isterse bir tokat
olsun.»
Biz Peygamberimize «nasil olur? Hani bizler
çirilçiplak ve toztop-rak içinde, yani baska hiç
bir seyimiz olmaksizin Mahser'e gidecegiz» diye
sorduk.
Peygamber (S.A.V)´imiz bize «hak alis - verisi
iyilikler ve kötüfükler ile olacak» diye cevap
verdi.
Ey Allah (CC)'in kullari, baskalarinin mallarina
el koyarak, irzlanna saldirarak, kalblerini
kirarak ve onlarla kurdugunuz münasebetler
sirasinda kötü huyluluk göstererek kullara
haksizlik etmekten sakininiz. Çünkü sirf Allah (CC)
ile kul arasinda kalan günahlarin afvedilmesi
çabuk olur.
Üzerinde kul hakki bulunup yaptiklarina tevbe
etmesine ragmen hak sahiplerinden helâllik almak
imkâni bulamayanlar, haklarin sahiplerine
verilecegi güne hazirlik olmak üzere iyi amel
islemeyi artirmali, sirf Allah (CC)'in bilecegi.
Allah (CC) ile kul arasinda kalan iyilikler
islemeye eksiksiz bir ihlâs ile devam etmelidir.
Böylelikle o kimsenin Allah (CC) 'in yakinligini
kazanarak O'nun haksizliga ugrayanlarin
isteklerini karsilamak üzere sevdigi kullar
hesabina ayirdigi bagislardan pay almaya nail
olmasi umulabilir.
Nitekim sahâbilerden Hz. Enes (R.A.) der ki:
«Bir gün Peygdmber (S.A.V)´ imiz ile birlikte
otururken bir ara azi disleri görünecek sekilde
O'nun güldügünü gördük. Hz. Ömer (R A): «Ya
Rasülallah, anam - babam sana feda olsun, neye
güldün?» diye sordu. Peygamberimiz su cevabi
verdi:
«— Ümmetimden iki kisi Allah (CC)'in huzurunda
diz çöktü, biri «Yâ Rabb'i, bu kardesimden
hakkimi al» dedi. Allah (CC)`da ötekine: «kardesinin
hakkini kendisine ver» diye buyurdu. Verecekli
adam «hiç bir iyi amelim kalmadi» dedi.
Bunun üzerine Allah (CC) alacakliya: «ne
yapacaksin, arkadasinin sana verecek hiç bir iyi
ameli kalmadi» diye buyurdu. Alacakli «o halde
hakkim kadar günahimi üzerine alsin» dedi.
Böyîe derken Peygamber (S.A.V)'imiz yasli
gözlerle «o gün öyle yaman bir gündür ki, her
günahini sirtina yükleyecegi birini arar» diye
buyurdu ve sözlerine söyle devam etti:
"Bu arada Allah (CC) alacakli tarafa: «kaldir
basini da cennet bahçelerine bak» diye buyurdu.
Adam basini kaldirarak «Yâ Rabb'i, altindan bir
takim yüksek evler ile incilerle bezenmis
sehirler görüyorum. Bunlar acaba hangi
peygambere, veya hangi siddika yahut hangi
sehide ayrildi» dedi.
Ulu Allah (CC): «Bu gördügün ev ve köskler bana
bedelini ödeyenlere verilecek» diye buyurdu.
Alacakli adam «Yâ Rabb'i, onlarin bedelini sana
kim ödeyebilir» dedi. Allah (CC): «sen
verebilirsin» diye buyurdu. Adam: «nedir o
bedel» diye sordu.
Allah (CC): «Arkadasina hakkina bagislaman» diye
buyurdu. Bunun üzerine alacakli adam: «yâ Rabb'i
ona hakkimi bagisladim» dedi. Allah (CC)´da
alacakliya «o halde onun elinden tut ve onu
cennete götür» diye buyurdu.
Sonra Peygamber'imiz (S.A.S.) bize dönerek
«Allah (CC)'dan korkun ve aranizda dogan
anlasmazliklari barisçi yollardan halledin.
Görüyorsunuz ki, Allah (CC) mü'minlerin arasini
bulmaktadir» diye buyurdu.
Yukardaki hadis, helâlligi alinmamis hak
sahipleri ile Allah'in arabuluculugu sayesinde
hesaplasmanin ancak insanlar arasinda
uzlastirici olmak ve benzeri gibi" ilâhî huylari
benimsemek ile mümkün olabilecegine dair bir
uyari mahiyetindedir.
Simdi kendi kendine düsün. Eger Kiyamet Günü,
amel defterin haksizliklardan yana bos çikarsa
veya Allah (CC)'in lütfuna mazhar olup afva
ugrar da ebedi saadete erisin kesinlesirse
muhakeme yerinde ne benzersiz bir sevinç ile
ayrilirsin. Artik «Riza» elbisesini giymis,
sonrasi bedbahttik olmayan bir saadete ve her en
sona erme tehlikesi ile karsi karsiya olmayan
bir rahata ulasmis olacaksin!
Iste o zaman sevincinden kalbin yuvasindan
uçacak gibi atar. yüzün ayin on dördü gibi ak ve
parlak bir görünüme bürünüverir.
O sirada her türlü yükü sirtindan indirmis
olmanin rahatligi içinde diger canlilar arasinda
basi dik olarak yürüyerek calim satmana, alninda
parildayacak olan mutiuluk rüzgâri ile «hosnutluk»
serinliginin tazeligini tasavvur et. Dünyanin
basindan sonuna kadar gelmss ve gelecek olan
butun canlilar sana ve haline bakar, güzellik ve
saadetine imrenirler.
Melekler etrafinda dolasarak sehidler huzurunda
«bu falan oglu filândir. Allah (CC) ondan razi
oldu ve onu hosnut etti. O artik sonrasi
bedbahtlik olmayan bir saadete kavustu» derler.
Bu mertebeyi dünyada iki yüzlülük, yaltakçilik,
yapmaciklik ve süslenip püslenerek insanlarin
kalbinde kazandigin itibardan daha üstün
görmüyor musun?
Eger bu mertebenin daha yararli oldugunun
farkinda isen, daha dogrusu ikisini birbiri ile
mukayese etmenin bile yersiz oldugunu kabul
ediyorsan Allah (CC) ile aranda olan
münâsebetlerini katiksiz samimiyet ve iyi niyete
dayandirarak o mertebeye ulasmaya çalis. Iyi
bilesin ki, bu mertebeye ulasmanin baska çaresi
asla yoktur.
Mâzâ Allah bir de öbür türlü olur da, amel
defterinde sana önemsiz gelen, fakat Allah (CC)
katinda agir kabul edilen bir günahinin varligi
ortaya çikarsa ve bu günah yüzünden Allah (CC)'in
gazabina ugrar da O sana'«ey kötü kul, lanet
sana, senin ibadetini kebut etmiyorum» derse bu
azari duyar duymaz hemen yüzün kararir, Allah (CC)'in
gazabina ugradigin için melekler de sana gazab
ederek «bizim ve bütün canlilarin laneti üzerine
olsun» derler.
O zaman zebaniler (azab melekleri) Allah (CC)'in
gazabina ugradigindan dolayi sana karsi
duyacaklari öfke ile üzerine yürürler, bütün
kabalik, korkunçluk ve ürkütücü görüntüleri ile
üstüne çullanirlar, alnindan yakalayarak
herkesin gözü önünde seni yüzüstü sürüklemeye
baslarlar, bütün kalabalik yüzünün kararmasina
ve perisanligina seyirci olur.
Bu arada sen feryad: basarak: «Ah, ölsem, yok
olsam da kurtulsam» dersin. Zebaniler senin bu
feryadina «bugün bir defa ölüp yokolmayi degil,
bir çok ölümü imdada cagir» diye cevap verirler.
Bu arada melekler senin için «bu odam falan oglu
filândir. Allah (CC) bunun rezilliklerini ve
çirkin islerini ortaya dökerek kirli isleri
yüzünden ona lanet etti. Artik o sonrasi saadet
olmayan bir bedbahtliga ebediyyen mahkûm
olmustun deyip herkesin duyacagi bir sekilde
seslenirler.
Bu aci âkibet, dünyada insanlardan gizli olarak
yahut baskalarinin gözüne girmek için veya
onlar, kullar nazarinda itibarini yitirmekten
çekindiginden dolayi isledigin bir günah
yüzünden basina gelmis olabilir. Dünyanin geçici
ve Âhirettekine çok daha az olan kalabaligi
karsisinda utanç verici bir duruma düsmekten
çekinip Âhiretin korkunç kalabaligi huzurunda
rezil olmaktan korkmaman ne büyük cehalet!
Üstelik isin sonunda Allah (CC)'in gazabina
maruz kalmak, aci bir azaba çarpilarak
zebanilerin elinde cehennemi boylamak da var.
Iste Ahirette karsilasacagin durumlar bunlar,
fakat sen tehlikenin farkinda bile degilsin |