|
OTUZBESINCI BÖLÜM:
ALLAH (C.C)' DAN BASKASINI DOST EDINMEK
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi
boyLamayasiniz. Zaten Allah'dan baska
yardimcilariniz yoktur. Sonra O'ndan yardim
göremezsiniz."
(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)
Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari
yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen
«rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu
olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve
siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi
içindedirler.
Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk'un» yardakçilik
etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses
çikarmamaktir» der.
Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin
yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi
yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.
Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle
fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.
Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu
âyette yasaklanan "meyil gösterme" nin
«zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin
yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel
göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz
davranisina ortak olmak» demek oldugunu
belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre,
her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici
de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile
zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan
«meyil göstermek» mefhûmuna girmez.
Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve
ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak
iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?
Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru
söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini
kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu
zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir
mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede
nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi
bakimlardan davranislari zulüm sifatini
kazananlara belli belirsiz meyil göstermek,
insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya
sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis,
kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine
katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak,
onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde
davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan
ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin
geçici saltanatinin parlakligina kamasan
gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha
dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz
olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan
ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine
yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa,
bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes
kimleri dost edindigine iyi baksin.»
Rivayet olunur ki Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle
buyurmustur:
«— Iyi bir sohbet arkadasi misk saticisi
gibidir, sana misk vermese bile üzerine kokusu
bulasir. Kötü bir sohbet arkadasi körük çekene
benzer, tutusturdugu ates seni yakmasa bile
üzerine dumani bulasir.»
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Allah'dan baskalarini dost edinenler, agdan
yuva yapan örümcek gibidirler. Oysa ki, eger
bilseler, hiç süphesiz örümcek yuvasi yuvalarin
en çürügüdür»
(Ankebût Sûre-i Celilesl - 41)
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Bir zengine zenginliginden- dolayi saygi
gösteren kimse dininin üçte birini kaybetmistir.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Fâsik övüldügü zaman Allah (C.C) gadaba gelir
ve bu yüzden Ars titrer.»
Ulu Allah (C.C) buyuruyor ki:
"O gün biz herkesi teker teker imami ile
çagirinz. Kitabi sagdan verilenler yok mu? Onlar
kitablarini okurlar ve en ufak bir haksizliga
ugratilmadiklarini görürler»
(Isra Sûre-i Celilesi - 71)
Herkesin imâmi çagrildigi bildirilen yer.
«Arasat» meydanidir. Tefsir âlimleri âyette
«herkesin teker teker birlikte çagirilacagini»
belirttigi "imam"`in ne mânaya geldigi hakkinda
farkli görüsler ileri sürüyorlar.
Ibni Abbas (R.A.) ile ona katilanlarin görüsüne
göre âyetteki "imâm", içinde herkesin amelleri
yazili bulunan defterdir. Buna göre âyetten
maksadin herkes defteri ile birlikte
hesaplasmaya çagrilacagini belirtmektir.
Kur'an'in su âyeti de bu görüsü
desteklemektedir.
Ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:
«— Amel defterî sagindan verilenlere getince
onlar, «îste defterim, alin okuyun onu» derler.
Buna karsilik defteri soldan verilenlere gelince
onlar da «keske defterim bana verilmeseydi!»
derler.»
(Hakka Sûre-i Celilesi. 19—25)
Ibni Zeyd (r.a.) der ki imâm gökten indirilen
kitaptir. Buna göre insanlar. «Ey Incil Ümmeti».
«Ey Tevrat Ümmeti» ve «Ey Kur'an Ümmeti» diye
huzura çagirilacaklardir.
Mücahid ve Katade'ye (r.a.) göre "imâm"
ümmetlerin peygamberleri demektir. Buna göre «Ibrahim
(A.S)'e bagli olanlari getirin.» «Musa (A.S)'ya
uyanlari getirin», «Isa (A.S)'ya uyanlari
getirin» ve «Muhammed (S.A.S)'e uyanlari
getirin» denilecektir.
Hz. Ali (r.a) buyurur ki; «Bu âyetteki "imâm",
insan topluluklarinin her devirdeki imâmi
demektir. Buna göre her asrin halki, emirlerini
uygulayip yasaklarindan kaçindiklari önderle
huzura, cagrilacakiardir.
ibni Ömer'in. rivayet ettigi sahih bir hadise
göre Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurmustur.
"Allah (C.C) Kiyamet günü bizden önce ve sonraki
bütün insanlari bir araya topladigi zaman her
gaddar namina bir sancak dikilerek» «bu adam
falan falan kimselere haksizlik eden kisidir»
diye ilân edilir.»
Ebû Hureyre (R.A.) tarafindan rivayet edildigine
göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) yukardaki âyetin
açiklamasi hakkinda söyle buyuruyor:
«— Onlardan biri çagirilarak defteri sagdan
verilir, boyu atmis arsim olacak sekilde
uzatilir, yüzü bembeyazdir. Basina parlak
inciden bir tac konur. Adam hemen arkadaslarinin
yanina kosar, uzaktan onu görünce hep birlikte «Allah'im!
8u adami bizim yanimiza getir, onu hakkimizda
ugurlu eyle, diye dua ederler. Adam yanlarina
varinca onlara «müjdeler olsun, hepiniz ayri
ayri benim gibi olacaksiniz» der.»
Kâfire sira gelince yüzü kararir, boyu Hz. Adem
(A.S) suretine göre altmis arsin olacak sekilde
uzatilir. Onun basina da kâfirliginin alâmeti
olacak bir tac giydirilir. Arkadaslari onu
görünce hep birlikte «Allah'im! bunun serrinden
sana siginiriz, onu bizden irak eyle, onu yerin
dibine batir» derler. Fakat adam onlara gelerek
«Kahrolasicalar, hepiniz bu kiliga gireceksiniz»
der.
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Yeryüzü siddetli sarsinti ile sarsildigi
zaman. Yeryüzü bütün agirliklarini disariya
çikardigi ve insan «buna ne oluyor» dedigi
zaman. O gün yeryüzü bütün haberini söyler.
Çünki Rabb'i ona öyle vahyetmlstir. O gün
insanlar, kendilerine amalleri gösterilmek üzere
bölük bölük çikarlar. Kim zerre agirliginca
iyilik yaparsa onu görür, kim zerre kadar
kötülük islerse onu görür. ( Zilzâl Sûre-i
Celilesi, 1—8)
Ibni Abbas (R.A.) yukardaki sûrenin «yeryüzü
bütün agirliklarini çikardigi zaman» mealindeki
âyeti açiklarken «yâni yeryüzü en derin
tabakasindan sarsilcrak içindeki bütün ölüleri
ve gömülü hazineleri disariya bikarir»
demektedir.
Ebû Hureyre'nin (R.A.) rivayet olunduguna göre
Peygamberimiz (S.A.S.) söyle demistir:
"O gün yer haberlerini söyler» âyetini okuduk da
onun söyleyecegi haberler nelerdir, biliyor
musunuz? dedi. Sahâbiler «Allah (C.C)ve Rasûl'ü
bilir» dediler.
Bunun üzerine Peygamber (S.A.S.)´imiz buyurdu
ki: «yeryüzünün haberlerini söylemesi her köle
ve cariyenin üzerinde isledigi her amel hakkinda
sahitlik etmesidir.»
Taberanî'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.)
buyuruyor ki:
«— Yerden korunun. Çünki o sizin ananizdir,
ayrica onun üzerinde, iyilik olsun, kötülük
olsun her kim ne islerse onu haber verecektir.»
|