|
OTUZIKINCI BÖLUM
YINE DÜNYAYI ZEM HAKKINDA
Ariflerden biri der ki: «Ey insanlar!
Amellerinizi düsünerek tasinarak isleyin. Hiç
bir zaman Allah korkusunu kalbinizden çikarmayin.
Uzak vadeli emeller ile oyalanarak ölümü
unutmayin. Dünyaya sakin bel baglamayin, çünki o
gayet aldatici ve gaddardir, üstten bakarak
gözünüzü boyar, bos vaadler ile aklinizi
basinizdan alir, süslenip puslenerek kendisine
talib çeker.
Böylece alimli bir gelin gibi ortaya çikar.
Böylece bakislar ona dikilmis, kalbler ona
tutuimus, nefisler ona âsik oiur.
Oysa nice âsikinin kanina girmis, nice ona gönül
baglayani yüzüstü brrakmistir. Ona gerçegin gözü
ile bakin. O sayisiz belâlarin yurdudur ve onu
bizzat yaraticisi horlamistir.
Onun yenisi yipranir, mülkü elden gider, ileri
geleni itibardan düser, çogu azalir, sevgisi
ölür, iyiligi kaybolur.
Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah
(C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için
«Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir.
Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu
doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan
uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat
iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman
«falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler.
Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor,
komsularini tanimiyor» denir.
Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya
iniltileri duyulur, yaklasan akibetini
kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi
açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin
gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin
pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya
baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin
filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim
edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur,
konusamaz bir dilin mühürlenmistir.
Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin
bedeninden sonra göklere çikarilir. O zaman
yakinlarin basinda toplanir, kefenini
hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar.
Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar
rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur,
sen ise amellerin ile basbasa kalirsin
Ariflerden biri bir sultana söyle der:
"Dünya en cok hor görmesi gerekenler, bolluk
icinde yüzenler ve orada her istedigini elde
edenlerdir.
Cünki her an malin varligini altüst edebilecek
teskilat ve düzenin bozacak, saltanatini
temellerinden yikacak bir felaketin bas
göstermesini yahut vücuduna bir hastalik mikrobu
sizarak yataga düsmeyi, yakinlarindan
kiskancliga esirgedigi bir varligindan ansizin
ayri düsmeyi bekleyebilir.
O halde horlanmya en layik olan neslelerin
basinda dünya gelir. Cünki o verdigini yine alir,
bagisladigini geri ister. Birinin yüzüne
gülerken ayni anda baskasina göz kirpar, biri
icin icin aglarken az sonra ona karsi gülenlere
katilir, daha simdi vermek icin uzattigi eli göz
yumup acasiya kadar geri almak üzere uzatir,
bugün basima tac kondurdugu kimsenin yarin
mezarini kazar.
Kimin gittigi, kimin kaldigi onun icin önemli
degildir. Kalani gidenin halefi olarak benimser,
herkesi herkesin yerine kabul eder."
Hasan ül-Basri, halife Ömer ibni Abdulaziz,e
(r.A) yazdigi bir mektupta der ki:
"Dünya gecici bir konak yeridir, devamli bir
ikamet yeri degildir. Allah (C.C) Hz.Adem
(A.S)´i cennetten buraya ceza cekmek üzere
indirmistir. Buna göre, ya emirel-mü´minin,
ondan sakin.
Her an yeni birinin kanina girer, onun gözünde
yücelten perisan olur, onda mal biriktiren
fakirlesir. O öldürücü oldugunu bilmeyenler
tarafindan yutulan bir zehir gibidir. Bu zehir
öldürür.
Orada yarasini tedavi eden gibi ol, yarali uzun
süreli izdiraptan cekinerek kisa süreli
nöbetleri göze alir, uzun zaman hasta kalmamak
icin kisa bir müddet icin tedavinin acisina
katlanir.
Bu insafsiz aldatici ve bastan cikarici
gaddardan sakin. O hile ile süslenir, kof bir
calimla karsisindakini bastan cikarir. Emeller
ile insanin ruhuna sizar, talipleri oyalar.
Böylece alimli bir gelin kiligina girer. Bütün
gözler ondadir, kalbler ona hayrandir, nefisler
ona tutkundur. Oysa hic bir esini sevmez. Ne
kalan, gidenin halinden ibret alir ne bir önceki
simdikini yolundan alakoyar ve nede Allah
(C.C)´i taniyan onun hakkinda bildirilen
nasihatlere uyar.
Ona tutulanlar, onunla ilgili bir dilegini ele
gecirmis ise calimindan gecilmez, iyice bastan
çikarak Âhireti hatirindan siler, düsüncesini
ona acar. Fakat günün birinde ayagi kayinca
neaameti büyük, hayiflanmasi agir oiur. Ölüm
krizleri ve acilari, basina üsüsür.
Onun tutkunlari hic bir zaman onunla ilgili
amaçlarina ulasamazlar, yorgunluktan hic
kurtulamazlar, oradan sonunda aziksiz cikarak ve
kendilerine yuva hazirlaamadiklari bir âieme
ayak basarlar.
Aman kendini sakin ondan, yâ emirel mü´minin.
Ona elinden geldigi kadar mesefeli davran, ondan
mümkün oldugu kadar uzak dur. Çunki dünya
tutkunlari ne zaman bir sevince guvenseler o
onlari bir kötülüge sürukier. Orada halka
zararli olanlar ne yaptiklarinin farkinda
olmadan calim satarlar. Ondan yarar saglayanlar
insansiz ve zararlidirlar.
Onun bollugunun arkasi beladir, orada kalmak yok
olusa dogru adim atmaktir. Onun sevinci hüzün
ile karisiktir. Orada sirtini donup giden bir
daha geri gelmez. Gelecegin ne oldugu
bilinmedigi için hep yalanci ümitlerini ve batil
emellerini bekler.
Arzulari yalanci, emelleri bos, katiksizi
bulanik, coskunlugunun sonu hayal kirikligidir.
Akli basinda ve önünü gören herkes orada her
zaman endise içindedir, elindeki varligin
kaçacagindan endiseiidir. Gelebilecek belânin
her an korkusu altindadir.
Eger yaraticisi onun hakkinda hic bir bilgi
vermemis, hic bir örnek gösterip kullarini
uyarmamis bile olsaydi, dünyanin kendisi
uyuklayani kendine getirmeye ve uyanani
uyandirmaya yeterdi. Oysa Allah (C.C), ondan
sakinmayi bildiren bir cok âyet indirmis ve onun
mahiyetini açiklayan çesitli nasihatler
vermistir.
Allah (C.C)'in nazarinda onun hic bir kiymeti
yok. YarAtilaberi onun tarafina bile bakmIs
degil. Allah (C.C) onun bütün anahtar ve
hazinelerini mülkünde bir sivrisinek kanadi bile
eksiLtmeksizin Peygamberimize (S.A.S.) takdim
etti de O kabul etmedi.
Bunlari sana hatirlatiyorum ki, Allah (C.C)'in
emirlerine karsi gelmeyesin, yaraticisini
hoslanmadigina (dünyaya) muhabbet bagiamayasin,
veya sahibinin alçak saydigini degerli
görmeyesin.
Deneyden geçip derece kazansinlar diye Allah
(C.C) dünyayi saliherden kisti, aldanip kof
calimlar satabilsin diye de onu düsmanlarinin
önüne serdi. Dünyaya aldananlar, orada
kendilerini güçlü görenler, onun kendilerine
bagislanmis seref kazandirici bir armagan
sanirlar ve Allah (C.C)'in karnina açliktan tas
baglayan Peygmber (S.A.V)'imizin bu hareketine
ne mukabelede bulundugunu unuturlar.
Rivayete göre Allah (C.C) Hz. Musa'ya
buyurmustur ki:
«Sana dünya varligini yönelmis görürsen, "bu
isledigim bir kusurun pesin verilmis cezasidir",
de. Fakirligin sana dogru geldigini görürsen,
sâlihler gibi hos sefa geldin!» de.
Eger dilersen sözün ve ruhun sahibi o'an Hz.Isa
(A.S)'ya uyarsin, o söyle derdi:
«Katigim açlik düstûrum Allah (C.C) Korkusu,
elbisem kaba isleme, kisin isi kaynagim günesin
dogusu, kandilim ay, binegim ayaklarim,
yiyecegim ve meyvem toprakta yetisenler, aksam
olur bir seyim yok. Sabah olur yine bir seyim
yoktur. Fakat yeryüzünde benden zengin bir kisi
de yok.»
Vehb Ibni Münebbih (R.A.) der ki; «Allah (C.C)
Hz. Musa ile Harun'u (aleyhimüsselâm) Firavun'a
gönderdigi zaman onlara söyle buyurdu:
"Onun dünya kiliginin göz kamastirIcIligi sizi
ürkütmesin. Alni elimdedir, benim iznim olmadan
ne konusabilir, ne gözünü kirpabilir ve ne de
nefes alip verebilir.
Içinde yüzdügü bol dünya nimetleri de gözlerini
kamastirmasin. Cünki onlar dünya hayatinin
mevsimlik yesilligi, yolunu sapitanlarin
nimetidir. Eger Firavun sizi görünce sizdekinin
benzerine kavusmaya gücünün yetmeyecegini
anlayacagi derecede size dünya zineti vermek
istemem verirdim.
Fakat böyle olmanizi istemedim ve sizi, böyle
bir yola koyulmaktan alakoydum. Ben dostlarima
hep böyle yaparim. Müsfik bir çoban sürüsünü
tehilkeli yerde nasil otlamaya koymazsa ben de
onlari dünya zevklerine kapilmaktan öyle
korurum. Sefkatli bir çobanin devesine
yesilliksiz bir konakta konak vermekten
esirgedigi gibi ben de onlari dünya nazlarindan
uzak tutarim.
Elbette bu tutumum, dostlarima önem
vermedigimden degildir, tersine benim
cömertligimden paylarini tam olarak ve selâmet
içinde doyasiya alabilsinler diye onlara karsi
böyîe davraniyorum.
Dostlarimin bana karsi zinetleri kalblerinde
kökleserek vücûdlarinin her azasinda açiga vuran
alçak gönüllülük, Allah (C.C) Korkusu, kaib
durulugu ve takvadir. Bu onlarin giydikleri
elbise, takindiklari nisan, etkilendikleri
duygu, kazandiklari kurtulus, özledikleri iyi
dilek, övündükleri san ve hemen taninmalarini
saglayan simadir.
Onlar ile karsilastiginda kendine çekidüzen ver,
dilini ve kalbini onlar karsisinda
mütevazilestir. Bilesin ki, benim dostlarimdan
birini korkutan kimse, bana savas açmis
demektir. Sonra Kiyamet Günü Ben, ondan
intikamimi mutlaka alirim.
Bir gün Hz. Ali (K.V.) su hutbeyi okudu:
«— Bilesiniz ki, siz bir gün öleceksiniz,
öldükten sonra dirileceksiniz, dünyada
islediginiz ameller didik didik incelenecek ve
onlarin karsiligini göreceksiniz.
Dünya hayati sizi aldatmasin. Cünki o belâya
bürünmüstür, geçiciligi ile taninir, gaddarlik
en bilinen özelligidir. Oradaki her sey batmaya
dogru yol alir. O dünyalilar arasinda ondan ona
geçer, biri tarafindan digerine atilir.
Hiç bir hak istikrarli degildir, ansizin çöken
belalardan korunmak elde degildir. Orada nefsî
arzularina kapilarak basibos yasamak Allah (C.C)
tarafindan kinanmistir, bollugu devamsizdir.
Insanlar, dünyanin ok atacagi birer hedeftir,
onlari teker teker ölüm tuzagina düsürür.
Herkesin oradaki süresi bellidir, payi
ölçülüdür.
Ey Allah'in kullari! Biliniz ki, bu dünyada
sizin durumunuz sizden önce gelip geçenlerden
farkli degildir. Onlar sizden daha uzun
yasamislar, sizden güclü hâkimiyetler kurmuslar,
sizinkilerden daha evler yapmislar ve daha
dayanikli eserler dikmislerdir.
Fakat günün birinde uzun yillar yankilanan
eserleri kesildi, duyulmaz oldu, kemikleri
çürüdü. Muhtesem kaideli köskleri harabeye
dönüstü. Izleri silindi. Etrafi surlar ile
çevrili kösklerden, ipekli yataklardan, koltuk
yastiklari arasinda ayrilarak lâhid ile örtülü,
üzeri taslar ile kapatilmis zemini çakilli
mezarlara tasindilar.
Mezarliklari eski konaklarina yakindir, fakat
içindekiler yapayalnizdir, mâmurlelerde
oturanlara, onlar yabancidir, eski yerlerinde
yeni sakinleri onlan düsünmez bile. Onlarin
senlikle bir ünsiyetleri kalmamistir artik.
Yakin yerlerde oturmalarina ragmen, aralarinda
dost ya da komsular gibi karsilikli girip çikma
yoktur. Aralarinda nasil komsuluk münasebetleri
olabilsin ki, eskileri gecen günlerin degirmen
tasi un gibi ögütmüs, böcekler ve toprak
vücûdlarini yemistir.
Bir zamanlar yasiyorken artik sadece ölüdürler,
canliligin parlakligindan sonra simdi kupkuru
kalintilardan ibaret kaldilar, yakinlarini
ansizin kayip verme acisinda bogarak toprak
altina göçtüler, heyhat yine heyhat ki, artik
geri dönecek degildirler!
Kur'an-i Kerim'in ifadesi ile onlar hesabina
geriye dönüs «asla mümkün olmayan ölünün
agzindan çikmis gerçeklesmeyecek bir sözdür.
Tekrar dirilecekleri güne kadar geçit vermez bir
engelin ardindadirlar.»
Sanki sözde onlarin verdigi cürüme evine
varmissiniz, o barinakta birlesmizsiniz. o
toprak yataga siz de yakalanmissiniz, kendinizi
öyle sayiniz. Her seyin içyüzü gözlerinizin
önüne serilse, mezarlar degilse kalblerdeki
sakli duygular ortaya çikarilsa ve
islediklerinizin hesabini vermek üzere Allah
(C.C)'in huzuruna dikilseniz, kalbier islenmis
günâhlar karsisinda yuvalarindan firlayacak
kadar hizli vurmaya baslasa, her türlü perdeler
ve peçeler ortadan kalkarak ayip ve sirlar
meydana dökülse haliniz nice Olur!
O zaman herkes islediginin karsiligini
görecektir. Nitekim ulu Allah (C.C.) buyuruyor
ki:
«— Kötülük isleyenler yaptiklarinin cezasini
mutlaka görecekler, iyilik isleyenler elbette
iyi mükâfat göreceklerdir.»
(Zilzal Sure-i Celilesi. 7—8)
Yine ulu Allah {C.C.) söyle buyuruyor:
«— Defter ortaya konmustur. O zaman
günahkarlarin onda yazili olanlardan
ürktüklerini görürsün. «Vay basimiza gelene! Ne
biçim defterdir bu kî, küçük büyük, hiç birini
birakmadan hepsini saymis Onlar bütün
istediklerini önlerinde bulurlar. Çünki Rabb'in
Hiç bir kimseye kat'iyyen haksizlik etmez.»
(Kehf Sure-i Celilesi 49).
Allah {C.C.)'a bizi ve sizi Kitab'ina göre amel
edenlerden, dostlarinin yolundan
ayrilmayanlardan ve sonunda fazileti iie bizi ve
sizi cennete yerlestirdiklerinden eylemesi için
dua ederiz.
Ehü Hikmetten bir zat der ki, «Günler birer ok
ve insanlar birer hedeftir. Dünya her gün
durmadan üzerine ok yagdirir. Vücûdunun her
yerini kaplayacak sekilde gündüzler ve geceler
seni delik desik etmektedirler. Gündüzlerin
üzerine düsmesi ve gecelerin sana dogru yürümesi
karsisnda nasil sagligini koruyabilirsin.
Günlerin üzerinde meydana getirdigi eksiltmeleri
acikça görebilseydin, girdigin her yeni günden
ürkerdin, zamanin geçisi sena agir bir iskence
gelirdi. Fakat Allah {C.C.)'in tedbiri ferdi
hislerin tedbirinin üzerindedir.
Dünya nazlarinin duyulmasi, ancak onun
sikintilarini unutarak, görmezlikten gelerek
mümkündür. Aslinda dünya macun haline getirilmis
öd agcindan daha acidir. Görünür gelismelerini
degerlendiren basiretli kimseler dünyanin
kusurlarini saymakla bitirememislerdir. Aslinda
onun sasirtici cilveleri, nasihat veren
basiretli insanlarin idrak seviyesini de asar.
Allah {C.C.)'in, bize dogru yolu buldur.»
Yine ehli hikmetten bir zat dünyayi tasvir
ederken der ki;
«Dünya, içinde bulundugun andir. Cunkü geçmisi
«anliyamazsin. Henüz gelmemis olan hakkinda
zaten bir bilgin yok. Zaman, gecesinin gelecek
heberini verdigi bir gündür.
Dünyanin gelismeleri insani durmadan degistirir
ve kesiltir. Zaman topluluklari dagitmak,
düzenleri bozmak ve firsatlari elden ele
tasimakla görevlidir. Özlemler uzak. ömürler ise
kisadir. Her seyin sonu Allah {C.C.)'a dayanir.»
Halife Ömer Ibni Abdülaziz (R.A.) hutbelerinden
birinde cemaate söyle seslenir.
«Ey insanlar! Sizlerin yaradilisi öyle bir
sebebe deyanir ki, ona inanirsaniz ahmaksiniz,
onu yalanlarsaniz helake gidersiniz.
Sizler burada ebediyyen kalmak için yaratilmis
degilsiniz, bir yurttan diger yurda tasinmak
üzere yaratildiniz.
Ey Allah {C.C.)'in kullari! Simdi öyle bir
yurtta yasiyorsunuz ki, yemeniz ve içmeniz
sikintilara katlanmaniza baglidir, elde
ettiginiz her sevindirici nimet, baske bir
nimetin hosunuza gitmeyen ayriligina
karsiliktir. Nereye dogru yol sldiginizi ve
ebedî yurdunuzu iyi ögrenin.»
Son cümleler üzerine aglamasi siddetlenen Ömer
Ibni Abdülaziz sözlerine devem edemeyerek
kürsüden indi.
Hz. Ali (K.V.) bir hutbede cemete söyle
seslenir. «Ey mü`minler, size Allah {C.C.)
korkusu ile sizi terk eden dünya pesinden
kosmamayi tavsiye ederim. Siz onun pesinden
kosmak isteseniz de o sizi yüzüstü birakiyor.
O vücûdunuzu günden güne yipratirken siz
kendinizi tazelemek sevdasindasiniz. Dünya ile
sizin misaliniz belirli uzakliktaki bir yere
varmak üzere yola koyulan bir kafilenin
yolculugun basinda iken kendisini hedefe varmis
ve bir sey ögrenmeye koyulan talebenin daha ilk
adimda kendisini gereken bilgiyi elde etmis
saymasina benzer.
Oysc ki, hedefe varmak için kim bilir ne kadar
zaman geçmesi gerekir, bunun gibi kim bilir
kimin yasayacak günü vardir de o dünyada
kalacak. Dünyanin tez canli isteklileri, oradan
ayrilacaklari güne kadar pesinden kosarlar.
Dünyanin sikinti ve acilarina üzülmeyin, çünki
bir gün son bulurlar. Onun nimet ve sevinçlerine
de sevinmeyin, cünki günün birinde elden
giderler.
Ölüm kendilerini kovalarken dünya pesinden
kosanlarla ve her hareketi sikica gözetildigi
halde davranislarinin akibetini umursamayan
kimselere sasiyorum.
Muhammed Ibni Hüseyin (R.A.) der ki; «Fazilet,
ilim, irfan ve edep sahipleri Allah {C.C.)'in
dünyayi önemsiz tuttugunu, onu dostlarina lâyik
görmedigini, nezdinde onun önem ve deger
tasimadigini Peygamber'imizin (S.A.S.) de ondan
uzak durdugunu, sahâbilerine ona tutusmaktan
sakinmayi tavsiye ettigini ögrenince dünyada az
yediler, Âhiret için cok harcadilar. Orada
kendilerine gereken kadarini alarak, oyalayacak
taraflarina yanasmadilar.
Edep yerlerini örtecek kadar giyindiler,
açliklarini giderecek kadar yediler. Dünyaya
geçici gözü ile Ahirete ise kalici gözü ile
baktilar. Yolcular gibi kendilerine azik
hazirladilar. Dünyalarinin yikimi pahasina
Âhireti imar ettiler. Bir gün gözleri önüne
dikileceginin suuru içinde kalbleri ile Âhirete
baktilar. Bir gün oraya vücûdlari ile
göçeceklerinin kesin bilgisi altinda daha
yasarken kalbleri ile Âhirete göçtüler. Az
didindiler, uzun zaman geçindiler. Bütün bunlari
Allah {C.C.)'in tevfiki sayesinde yaptilar.
Allah {C.C.)´in onlar için sevdiklerini sevdiler
hoslanmadiklarindan hoslanmadilar.
|