|
ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM NAMAZI HUZUR VE HUSU ILE
TAMAMLAMAK
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Namazlarinda husu içinde olan mü'minler
kurtulusa ermislerdir."
Bilesin ki, dil âlimleri «husu» kelimesini
«korkmak» ve «çekinmek» gibi kalb eylemlerinden
sayar, bazilari da «sükûnet», «öteye - beriye
bakmamak» ve «oynamamak» gibi davranis
eylemlerinden kabul eder.
Fikih âlimleri «husu»´un namazin farzlarindan mi
oldugu, yoksa faziletlerinden mi sayilmasi
gerektigi hususunda anlasmazlik halindedirler,
her iki görüsü de ileri sürenler vardir.
Birinci görüsü savunanlar su hadis ve âyete
dayaniyorlar.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Kulun ancak akli tam yerinde iken kildigi
namaz, namaz yerine geçer."
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Namazi beni hatirlamak için kil!" (Tahâ, 14),
ilk görusü savunanlara göre gaflet hali «zikir»´
le. yani Allah (C.C)'i hatirda tutma eylemi ile
bagdasmaz, bu yüzden ulu Allah (C.C):
«Sakin gafillerden olma» diye buyurur. (Araf
Sûresi - 205)
Beyhakî'nin Muhammed Ibni Sirin (R.A.) dan
rivayetine göre Muhammed Ibni Sirin söyle
demistir:
«Haber aldim ki Peygamber'imiz (S.A.S.) namaz
kilarken gözlerini havaya kaldirdigi için bu
âyet inmistir.»
Abdurrezzak'in (R.A.) ayni konudaki rivayetinde
bu âyet inince Peygamber (S.A.S.)'imizin
kendisine namazda husu içinde olmasini ve
gözlerini secde yerinden ayirmamasini emrettigi
ilâve edilmektedir.
Hakim ve Beyhaki'nin birlikte Ebu Hureyre (R.A.)
dan naklettiklerine göre Peygamber'imiz (S.A.S.)
namaz kildigi vakit gözlerini semaya dikerdi.
Bunun üzerine kendisine yukardaki âyet inmis, o
da hemen besini egmisti» .»
Hasan'dan (R.A.) rivayet edildigine göre
Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Bes vakit namaz, bîrinizin evin önünden akan
suyu çok bir nehir gibidir, her gün bes kere bu
nehre girip yikanirsa üzerinde kir namina bir
sey kalabilir mi?"
Peygamber'imiz (S.A.S.) demek istiyor ki:
büyükleri disinda bütün günahtan, geride hic bir
sey birakmamak üzere, bes vakit namaz giderir.
Elbette ki bu durum, husu içinde ve kalb huzuru
ile kilinan namaz için söz konusudur, böyie
olmayan namaz da zaten sahibine reddedilir.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Dünyanin her seyi ile ikisini keserek iki
rek'at namaz kilan kimsenin geçmis bütün
günahlari affedilir."
Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Namaz kilmak, hacca gitmek, Beytüllah'i tavaf
etmek ve diger usulü belirlenen ibadetler, Allah
(C.C)'i hatirda tutmayi saglamak için
emredilmistir. Hatirlanan hakkinda ki asil amaç
ve hedef o'dur, kalbinde saygi ve ürperme
olunmayinca böyle bir hatirlamanin (zikrin) ne
kiymeti vardir?»
Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Kötü ve çirkin davranislardan sahibine
alikoyamayan namaz kulun Allah (C.C)'dan daha
çok uzaklasmasina sebep olur."
Bekir Ibni Abdullah der ki:
«ey insanoglu! Allah (C.C)'in huzuruna izinsiz
girip kendisi ile tercümansiz konusmak istersen
bunu yapabilirsin.»
Kendisine «bu nasil olabilir?» diye sorarlar.
Bekr Ibni Abdullah söyle cevap verir:
«iyicene bir abdest alirsin, ve namaz yerine
gidersin. Iste o anda Allah (C.C)'in huzuruna
izinsiz girmis, tercümansiz O'nunla konusmus
olursun.»
Hz. Ayse (R. Anha) diyor ki:
«Rasulullah (S.A.V) ile karsilikli konusurduk.
(O bize bir sey der, biz de O'na karsiliginda
bir sey söylerdik.) Fakat namaz vakti girince
Allah (C.C)'in azameti ile öylesine mesgul
olurdu ki, sanki ne O bizi tanir ve ne de biz
O'nu tanir olurduk.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Allah (C.C), kulun kalbi ile bedenini birlikte
hazirlayarak kilmadigi namazin tarafina bakmaz."
Allah (C.C)'in dostu Hz.ibrahim (A.S.) namaza
durdugu zaman iki mil uzaktan kalbinin atisi
duyulurdu.
Said ül-Tenuhî (rehimehullahu) namaz kilarken
yanagindan sakalina süzülen göz yaslari
dinmezdi.
Peygamber'imiz (S.A.S.) adamin birini namazda
sakali ile oynerken gördü ve «eger bu adamin
kalbi Allah (C.C) korkusu tasisa azalari da
tasirdi» diye buyurdu.
Anlatildigina göre Hz. Ali (kerremellahu vechehu)
namaz vakti girince titremeye boslar, rengi
atardi. «Ne oluyor sana ya emirülmüminin?»
dediklerinde «göklere yere ve daglara
arzedilince ürkerek yüklenmekten çekindikleri
halde benim üzerime aldigim emânetin vakti
geldi» diye cevap verirdi.
Rivayete göre Ali Ibni Hüseyin (rehimehullahu)
abdest alirken rengi sararirdi, yakinlari ona «abdest
alirken sana niye böyle oluyor» sorarlar. O da
su cevabi verirdi: «kimin karsisina dikilmek
istedigimi biliyor musunuz?»
Rivayete göre Hatem ül-Asam'a (R.A.) namazi
nasil kildigi hakkinda soru soruldu, o da söyle
cevap verdi:
«Namaz vakti girince güzelcene abdest alir,
namaz kilacagim yere varirim, ezalarim yerine,
otursun diye önce bir müddet otururum. Sonra
kalkar, kaslarimin arasinda Kabe, ayaklanrimin
altinda Sirat köprüsü, sagimda cennet, solumda
cehennem. arkamda ölüm melegi olan Azrail vnrmis
gibi farzederek ve kilacagim son namazmis gibi
kabul ederek korku ve ümid arasi bir ruh hali
içinde usulüne uygun bir tekbir alarak namaza
dururum. Düzenli bir sekilde «Fatiha» ve «zammisure»
okurum, tevazu içinde rukua vararak husu içinde
secdeye kapanirim. Sonra sol ayagimin disini
yere, sag ayagimi bas parmak üzere dikerek
bagdas kurar, otururum. Bu yaptiklarima ihlas
halini katarim. Sonunds «kildigim namaz acaba
kabul oidu mu, yoksa olmadimi bilemem.
Ibni Abbas (R. Anhuma) der kî:
«tefekkür hali içinde kilinan ne uzun ne kisa
(orta) iki rek'atlik namaz, basibos bir kalb ile
kilinan bir gecelik namazdan daha hayirlidir.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Ahir zamanda ümmetimden öyleleri gelecek ki,
camilere varacak, halka kurup oturacaklar.
Dillerinden dünya ve dünya sevgisi düsmeyecektir.
Öyleleri ile oturup kalkmayin, Allah (C.C)´´in
onlara hic bir haceti yoktur.»
Hasan El Basri'den (R.A.) rivayet edildigine
göre:
«Peygamber (S.A.V)'imiz (S.A.S.) bir gün «size
insanlar arasinda en çirkin hirsiz kimdir, haber
vereyim mi» diye buyurdu.
Orada bulunanlar «kimdir ya Resulullah?» diye
sordular.
Peygamber (S.A.V) 'imiz «Namazindan çalandir»
diye cevap verdi.
Oradakiler «namazindan çalmasi nasil olur?» diye
sordular.
Peygamber (S.A.V)'imiz namazin ruküunu ve
secdesini eksik - eksik yaparak» cevabini verdi.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Kiyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba
çekilecektir. Namazdan yana bir eksigi çikmadigi
takdirde hesaplasmasi kolay geçer. Fakat eger
namazdan yana bir eksigi çikarsa ulu Allah (C.C)
meleklerine «bu kulumun nafile ibadetleri varsa
ondan borca kalmis farzlari yerine koyun» diy«
buyurur.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Bir kula verilebilecek en hayirli hediye iki
rek'at namaz kilsin diye kendisine izin
vermektir."
Namaza duracagi zaman Hz. Ömer'in (R.A.)
bögürleri titrer ve disleri takirdardi. Bu halin
sebebi kendisine sorulunca «emaneti yerine
getirmenin ve farz borcunu ödemenin vakti geldi,
bilmem ki, onu nasil yerine getirecegim?»
Anlatildgtna göre Half Ibni Eyyüb (R.A) bir gün
namazda iken bir yerinden ari sokar. Sokulan yer
(konar, fakat half hiç bir sey duymaz.)
Bu sirada Ibni Said çikagelir. Half'e üzerinden
kan geldigini bildirir de o da elbisesini yikar.
Ona sorarlar, «nasil oluyor, ari seni sokuyor,
vücudunu kanatiyor da sen hiç bir sey
duymuyorsun?»
O da su cevabi verir. «Melik ül-Cebbar olan
Allah (C.C)'in huzurunda duran, basindan Azrail
dikilen, solunda cehennem ve ayaklarinin altinda
Sirat köprüsü bulunan kimse böyle bir seyi nasit
duyabilir?»
Amr Ibni Zerrin (rehimehullahu) eli kanser olmus,
kendisi ibadet ve takvada hayli yüksek dereceye
varmis bir zat idi, doktorlar «elini mutlaka
kesmemiz gerekiyor» dediler. O da «öyle ise
kesin» dedi. Doktorlar «seni ipler ile
baglamadan kesemeyiz» dediler. Bunun üzerine
«beni baglamanizi istemiyorum, namaza durdugum
zaman kesiniz» dedi. Nitekim namaza durunca
elini kestiler, o ise hiç bir sey duymadi bile |