::CEHENNEMDEKİ YİYECEK VE İCECEKLER ::


Yiyecekler, İçecekler ve Giyecekler

Dünya, Allah’ın insan için yarattığı sayısız lezzetli ve besleyici

yiyecek maddeleriyle donatılmıştır. Farklı lezzetlerdeki etler,

türlü renk, tat ve kokuda meyve ve sebzeler, baldan süte

kadar uzanan hayvan ürünleri, hatta baharatlar, insan için özel

olarak yaratılmış ve dünya var olduğu günden itibaren insanlara

cömertçe sunulmuştur. Bu arada, insan vücudu da bu lezzetleri

algılayabilecek yapıda özel olarak yaratılmıştır. İnsan güzel

yiyeceklere karşı Allah’ın verdiği bir ilhamla iştah ve arzu

duyar. Aynı şekilde de pis ve iğrenç maddelere (çürümüş, kokuşmuş

maddeler, irin, iltahap, kan vs.) karşı da bir tiksinti besler.

Bu da insana ilham edilmiş bir başka özelliktir.

Bu dünyada var olan nimetlerin çok daha üstünleri Allah’ın

Rahman sıfatı gereği cennette müminler için sonsuza dek hazır

bulundurulacaktır. Cehennem ehli ise dünyada yapıp ettiklerinin

cezası olarak Allah’ın lütfedici ve rızıklandırıcı (Rezzak)

sıfatlarından çok uzakta kalırlar. (Şura Suresi, 19) Artık onlar

için yalnızca azap vardır. Bir ayette onların ahirette karşılaşacakları

son şöyle haber verilir:

İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle

denir:) “Siz dünya hayatınızda bütün ‘güzellikleriniz

ve zevklerinizi tüketip-yok ettiniz, onlarla yaşayıpzevk

sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz

(istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan

dolayı, bugün alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız.”

(Ahkaf Suresi, 20)

Artık onlar için hiçbir nimet yoktur. En temel, en doğal ihtiyaçlarının

karşılanması bile onlar için bir azaba dönmüştür.

Yiyecekleri birer acı kaynağı olarak Allah özel olarak yaratmıştır.

Artık sonsuza kadar yiyebilecekleri tek şey darı dikeni ve-

Harun Yahya 119

ya zakkum ağacıdır. Bunlar da, ne doyurur, ne de besler. Yalnızca

acı verirler; ağzı ve boğazı yırtar, karınlarını parçalar, kanatır,

iğrenç bir tat ve koku verirler. Ayetlerde cennetteki

muhteşem güzelliklerden ve lezzetlerden söz edildikten sonra

cehennem ehlinin yiyecekleri şöyle tarif edilir:

Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa

zakkum ağacı mı? Doğrusu Biz, onu kafirler için bir

fitne (bir imtihan konusu) kıldık. Şüphesiz o, ‘çılgınca

yanan ateşin’ dibinde bitip çıkar. Onun tomurcukları,

şeytanların başları gibidir. Artık gerçekten, ondan

yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.

(Saffat Suresi, 62-66)

Onlar için (zehirli olan) darı dikeninden başka bir yiyecek

yoktur. Ne doyurup-semirtir, ne açlıktan korur.

(Gaşiye Suresi, 6-7)

Cehennem ehli, Allah’ın verdiği nimetlere nankörlük ederek

herşeyin Yaratıcısı Rabbimiz’e iman etmeyip, O’nu gereği

gibi takdir edememiş olmalarının cezasını bu şekilde çekmektedir.

Ceza olarak kendilerine hazırlanmış bir “şölen” vardır.

Vakıa Suresi’nde, inkar edenlerin suçu ve kendilerine hazırlanan

bu özel “şölen” şöyle haber verilir:

Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış

olanlardı.

Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.

Ve derlerdi ki: “Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda

mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?”

“Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?”

De ki: “Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de.”

120 ÖLÜM KIYAMET CEHENNEM

“Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.”

Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,

Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. Böylece

karınları(nızı) ondan dolduracaksınız. Onun

üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz. Üstelik

‘içtikçe susayan hasta develerin’ içişi gibi içeceksiniz.

(Vakıa Suresi, 45-55)

Dünyadaki boğaz ağrıları, şiddetli karın sancıları insana en

çok sıkıntı ve acı veren hastalıklardan iken, cehennemde bütün

bunlardan çok daha şiddetlilerini sonsuza kadar inkarcılar yaşar.

Yemek zorunda oldukları bu yiyecekler boğazlarında tıkanıp

kalır, yutkunamazlar. Yutabildikleri ise karınlarında kaynar

durur. Tokluklarını gidermez. Cehennem ehli sonsuza kadar

korkunç ve sürekli bir açlık içindedir.

Cehennem ehli öyle açtır ki, daha önce sayısız kereler denediği

halde azabını artırmaktan başka bir işe yaramayan dikenleri

her seferinde yemek zorunda kalırlar. Ardından da

kaynar suya hücum ederler. Ama bu su ne hazmettirir, ne de

susuzluğunu giderir. Yukarıdaki ayette de söylendiği gibi, hasta

develer gibi içtikçe susuzlukları artar. Bu cezayı iyice çekmeleri

için inkarcılar, cehenneme susamış olarak sokulurlar.

(Meryem Suresi, 86)

Cehennem ehline içirilen bir başka iğrenç içecek, irindir.

İrin, tıpta en kötü kokan salgı olarak bilinmektedir. Bir başka

ayette ise hem irin hem de üstüne katılmış kaynar suyun inkar

edenlere içirildiği bildirilir. Bu şekilde inkarcı, hem kaynar suyun

azabını hem de irinin iğrenç tadını birlikte aynı anda tadar.

Sunulan içecekler bu kadar iğrenç ve dayanılmaz olmasına

Harun Yahya 121

rağmen, inkar edenlerin susuzluklarını gidermek için bunlara

koşmaları susuzluklarının derecesini gösterir. Birinin azabını

tadıp diğerine koşarlar. Bu da yemeleri gibi sonsuza dek tekrarlanır.

Cehennem ehli sonsuza kadar korkunç ve süregiden

bir susuzluk içinde kıvranır. Onların bu sonu Kuran’da şöyle

bildirilir:

Orada ne serinlik tadacaklar, ne bir içecek.

Kaynar sudan ve irinden başka.

(İşlediklerine) Uygun olan bir ceza olarak, (Nebe Suresi,

24-26)

Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost

yoktur.

İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur.

Bunu da hata edenlerden başkası yemez. (Hakka Suresi,

35-37)

Ağızlarına aldıkları bu iğrenç karışımı bir türlü yutamazlar,

boğazlarında kalır. Yutmaya, yutkunmaya çalışır, ama başaramazlar.

Kan ve irinle boğulurlar, ancak yine de bir türlü ölemezler:

(Böylesinin) Önünde cehennem vardır ve (orada)

irinli sudan içirilecektir. Yutkunmaya çabalayacak ve

boğazından geçirmeyi başaramayacak, ona her yandan

ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından daha

katı bir azab olacak (İbrahim Suresi, 16-17)

Bu çaresizlik içinde, kendileri için özel olarak yaratılan bir diyalog

imkanıyla, cennet ehli ile muhatap olurlar. Onların içinde

bulundukları muhteşem nimetleri görürler. Bu, çektikleri azabı

kat kat artırır. Bu arada, cennet ehlinden biraz kendilerine de ni-

122 ÖLÜM KIYAMET CEHENNEM

met verilmesini isterler, ama bu boşuna bir yalvarıştır. Onların

bu yakarışları Araf Suresi’nde şöyle haber verilmektedir:

Ateşin halkı cennet halkına seslenir: “Bize biraz sudan

ya da Allah’ın size verdiği rızıktan aktarın.” Derler

ki: “Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram

(yasak) kılmıştır.” (Araf Suresi, 50)

Yiyecek, içeceğin yanı sıra giyecekler de küfredenler için

özel olarak hazırlanmıştır. İnsan derisi hassastır. Kızgın bir soba

veya ütüye bir saniye bile dokunamaz. Kazayla dokunduğu

zaman ise günlerce acı çeker, yarası su toplar, derisi kabarıp

dökülür. Cehennemde ise, bir ütüden çok daha kızgın elbiseler

insanın vücudunun her tarafını sarıp yapışacak, insanın savmaya

güç yetiremediği bir ateş olup derileri kavuracaktır:

... İşte o inkar edenler, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir...

(Hac Suresi, 19)

Asfaltı yola yapıştıran katran cehennemde inkarcının elbisesi

olur, onun üstüne yapışıp için için yanarak onun vücudunu

eritir:

Giyimleri katrandandır, yüzlerini ateş bürümektedir.

(İbrahim Suresi, 50)

Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler

vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız

(Araf Suresi, 41)

Zebaniler

Cehennem ehline sonsuza kadar acıyacak, onları ateşten

kurtaracak, onlara yardım edebilecek tek bir kişi yoktur. Herşeyden

önemlisi Allah onlara sonsuza kadar yardım etmez, onlarla

konuşmaz. Unutulmuşluğun, terk edilmişliğin, itilmişliğin

Harun Yahya 123

ızdırabını yaşarlar. Ayette, “bugün, kendisine hiçbir sıcak

dost yoktur” (Hakka Suresi, 35) diye bildirilir. Tek muhatap

olabildikleri önlerindeki sonsuz yaşamlarında kendilerine sayısız

azap ve işkenceler uygulayacak olan azap melekleridir: “Zebaniler”.

Cehennem ehline azap vermekle görevli olan bu melekler

bu inkarcılara asla merhamet etmezler. Son derece acımasız,

sert, güçlü ve dehşet vericidirler. Alemlerin Rabbi olan

Allah’ı inkar edenlerden, hak ettikleri şekilde intikam almak

için yaratılmışlardır ve görevlerini kusursuz olarak yerine getirirler.

Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten

koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde

oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine

neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini

yerine getirirler. (Tahrim Suresi, 6)

Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek

olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz;

O yalancı, günahkar olan alnından. O zaman

da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını)

çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. (Alak Suresi,

15-18)

Kuran’da haber verilen zebaniler, Allah’ın inkarcılar üzerindeki

gazabının, öfkesinin ve kahrediciliğinin bir tecellisidirler.

İnkar edenleri her yönden en korkunç, en acı, en aşağılayıcı,

hor ve hakir kılıcı muamelelere tabi tutarlar.

Cehennem melekleri zebaniler inkarcılara hak ettikleri

cezayı ne bir eksik ne de bir fazla, en güzel bir biçimde verirler.

Allah’ın adaletinin tecellilerinden olan bu melekler, Allah’ın

kendilerine emrettiği görevi yerine getiren mübarek

varlıklardır.

MUSLUMANLAR.COM © 2004
Muslumanlar.Com -
Muslumanlar.Net