::ALDANMALAR VE GERÇEKLER ::
İnkar edenlerin içinde sonsuza kadar kalacakları yer, onların
dünya hayatında yaptıklarına karşılık cezalarını çekmeleri
için yaratılmış olan “cehennem”dir.
İnkar edenler suçludurlar. İşledikleri suç ise, olabilecek en
büyük suçtur. Bu suç, insanın kendisini yaratan, ona can veren
Allah’a isyan ve nankörlük etmesidir. Böyle büyük bir suça da
büyük bir ceza gerekir ki, cehennem bu adaletin yerine getirileceği
yerdir. İnsan Allah’a kul olsun diye yaratılmıştır. Yaratılış
amacını reddederse, karşılığını cehennemde görür. Allah,
bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
... Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)
ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak
gireceklerdir. (Mü’min Suresi, 60)
Allah’a iman etmeyen, O’nu gereği gibi takdir etmeyip kulluk
görevini yerine getirmeyen her insan sonunda cehenneme
gidecektir ve kimsenin de cehennemden kurtulmak için bir garantisi
yoktur. Tüm insanlar için en büyük tehlike Allah’ın azabıyla
karşılık göreceği yer olan cehennemdir. Dünya üzerindeki
hiçbir şey Allah’ın rızasını kazanmaktan ve cehennemden
korunmaktan daha önemli olmayacaktır.
Bu açık gerçeğe karşın, insanların bir kısmı bir tür sarhoşluk
içindedirler. Kendilerine başka dertler bulurlar. Önemsiz
bir konu için aylarca, yıllarca didinirler de, kendileri için en büyük
tehlike olan cehennemi düşünmezler bile. Ateş yanıbaşlarındadır,
ama bunu fark edemeyecek kadar kördürler. Kuran’da,
“daimi sarhoşluk” (gaflet) halindeki bu insan grubundan
şöyle söz edilir:
İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise
gaflet içinde yüz çeviriyorlar. Rablerinden kendilerine
yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka
oyun konusu yaparak dinliyorlar. Onların kalpleri
tutkuyla oyalanmadadır... (Enbiya Suresi, 1-3)
Böyle insanların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Bu kişiler
sadece dünya hayatında geçici bir yarar elde edebilecekleri bazı
saplantılı hedefler üzerine tüm hayatlarını harcamaktadırlar.
Kimisi işinde yükselmeyi, kimisi “mutlu bir yuva” kurmayı, çok
para kazanmayı ya da boş bir ideolojiyi savunmayı hayatının
amacı haline getirmiştir. Önlerindeki sonsuza kadar sürecek
olan büyük tehlikenin ise farkında değildirler. Cehenneme karşı
olan duyarsızlıkları, konu hakkında kullandıkları üsluptan bile
hemen anlaşılır. Bu tür insanların oluşturduğu “cahiliye toplumu”
içinde hemen herkes anlamını tam olarak kavramadan
cehennnem sözcüğünü sık sık telaffuz eder. Bu kelime kimi zaman
esprilere dahi konu olur. Hiç kimse bu kelimenin anlamı
üzerinde uzun uzun durmaz. İşte en büyük hatalardan biri burada
yapılır ve cehennem hayali bir kavram olarak kabul görür.
Oysa cehennem, inkarcıların şiddetle bağlandıkları bu dünyadan
daha gerçektir. Dünya yok olacaktır, ama cehennem
sonsuza dek vardır. Dünyayı, evreni ve insanı eşi benzeri bu-
98 ÖLÜM KIYAMET CEHENNEM
lunmayan sayısız denge ve ayrıntı üzerinde kusursuz bir sanatla
yaratan Allah, aynı şekilde ahireti ve cehennemi de yaratmıştır
ve cehennem azabını bütün müşrik, münafık ve inkarcılara
vaat etmiştir.
Yaratılmış en kötü mekan olan cehennem, hayal gücünün
alabileceğinden çok öte bir azap kaynağıdır. Bu azap Allah’ın
kudretinin bir tecellisi olarak yaratılmıştır ve dünyada mümkün
olan en büyük acılardan kat kat şiddetli acılar içerir.
Bir başka büyük gerçek ise bu azabın cehenneme girenler
için “sonsuza dek” sürecek olmasıdır. Cahiliye toplumu içindeki
birçok insan, cehennem azabının her insan için belirli bir zaman
süreceği, sonra da bağışlanacakları gibi bir hurafeye inanır.
Bu kişiler dünya hayatından istedikleri kadar yararlanıp, bunun
karşılığında cehennemde bir süre kalacaklarını, daha sonra
affedileceklerini zannederler. Ama kendilerini bekleyen son,
tahmin ettiklerinden çok daha acıdır. Çünkü cehennem
-Allah’ın dilemesi dışında- sonsuza dek sürecek bir azap mekanıdır.
Allah Kuran’da, cehennemin inkarcılar için yaratıldığını
ve azabının sonsuza dek sürdüğünü bildirmektedir. İnkar edenler,
“bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.” (Nebe
Suresi, 23)
Her insanın “biraz yanıp sonra da cennete gireceği” şeklindeki
düşünce ise, bazı insanların kendilerini avutup aldatmak
için uydurdukları bir safsatadır. Nitekim Kuran’da aynı şeyi Yahudilerin
de öne sürdükleri bildirilir:
Dediler ki: “Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize
değmeyecektir.” De ki: “Allah Katından bir ahid mi
aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa
Harun Yahya 99
Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?”
Hayır; kim bir kötülük işler de günahı kendisini
kuşatırsa, (artık) onlar, ateşin halkıdırlar, orada
süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 80-81)
Kendisini yaratan, kendisine “işitme, görme ve kalp” veren
Allah’a karşı, hayatını nankörlük ve isyan içinde geçiren kimse,
sonsuz azabı hak etmiştir. (Nahl Suresi, 78) Kendisini avutmak
için öne sürdüğü bahanelerin hiçbir yararı olmayacaktır. Dünyada
iken yaptığı taşkınlıklar, Allah’ın dinine karşı gösterdiği
kayıtsızlık ve hatta hınç, hakkındaki hükmü kesinleştirmiştir.
Bir ayette, bu durum şöyle anlatılır:
Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman,
sen o inkar edenlerin yüzlerindeki ‘red ve inkarı’
tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi
okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: “Size,
bundan daha kötü olanını haber vereyim mi?
Ateş... Allah, onu inkar edenlere va’detmiş bulunmaktadır.
Ne kötü bir duraktır.” (Hac Suresi, 72)
Dünyada iken Allah’a karşı büyüklük taslamış, müminlere
karşı da düşmanlık beslemiş olanlara, mahşer günü şöyle denecektir:
Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından
girin. Büyüklük taslayanların konaklama
yeri ne kötüdür. (Nahl Suresi, 29)
Cehennemin en korkunç özelliği azabın hiçbir zaman bitmeyecek
olmasıdır. İçine bir kez girdikten sonra Allah’ın diledikleri
dışında artık geri dönüş yoktur. Tek gerçek sonsuza kadar
sürecek ateş azabıdır. Allah’ın kahredici (“Kahhar”) sıfatının
en çok tecelli ettiği yer cehennemdir. Bununla yüzyüze ge-
100 ÖLÜM KIYAMET CEHENNEM
len insan ruhen sonsuz yıkıma uğrar. Çünkü artık hiçbir umut
kalmamıştır. Kuran’da, cehennemliklerin çaresizliği şöyle anlatılır:
Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri
ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler
ve onlara: “Kendisini yalanladığınız ateş azabını
tadın” denir. (Secde Suresi, 20)
... Ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir.
Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi
olandır, bilendir. (Enam Suresi, 128)
Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller.
Onlar için sürekli bir azab vardır. (Maide Suresi, 37)
Böyle olmakla beraber Allah’tan bir rahmet olarak Peygamber
Efendimiz (sav)’nin şöyle bir hadisi de vardır:
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: “Kalbinde zerre miktarı
iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır.” Ebu Said der ki:
“Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu
ayeti okusun: “Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz...”
(Nisa Suresi, 40) (Tirmizi, Sıfatu Cehennem 10, (2601))
 

MUSLUMANLAR.COM © 2004
Muslumanlar.Com -
Muslumanlar.Net